SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

SÜPER LİG PANORAMA: Hava muhalefeti

Süper Lig'de 25. haftaya kar fırtınası damga vurdu. Ağır zeminlerde oynanan karşılaşmaların zorluk derecesi yüksek olsa da ilk 4 haftayı kayıpsız geçirdi.

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
SÜPER LİG PANORAMA: Hava muhalefeti

Süper Lig’de liderlik mücadelesine hava muhalefeti de dahil oldu ama il 4 haftayı puan kaybı yapmadan tamamlamayı başardı. Zemin sorunları, kar yağışı, ağır sahalar ve elbette her durum ve koşula adapte olabilen futbolda bahanelerin olmadığını kanıtı bir maç haftasını geride bıraktık.

Futbolun geride bıraktığı hikayeleri, panoramada bir araya getirdik ve Süper Lig hafızamıza 25. haftadan geriye kalanları not ettik.

NEREDEN NEREYE

Trabzonspor’un üst üste gelen maçlara rağmen formunun sürekli yükseldiğini gördüğümüz bir karşılaşma oldu.

Gaziantep FK, Sa Pinto yönetiminde çıktığı geçen haftaki Göztepe maçının ardından Trabzonspor’a karşı da mümkün olduğunca zamanı hücumda geçirme niyetindeydi ama ev sahibi hem karşılamada hem hücumda rakibinin çok üzerinde bir görüntü sergiledi.

Detaylara inersek aslında, devre arası transferlerin de etkisiyle, Trabzonspor 11 iskeletini buldu. Abdulkadir Parmak’ın yokluğu elbette önemli bir eksik, Ömür için de geçerli. Ancak Gaziantep FK karşısındaki 11’in hücum/defans dengesi son derece çarpıcıydı.

Savunma hattında Hugo ve Ie’nin çok geniş bir alanı çift yönlü kullanıyor olması takıma en geriden oyun kurma fırsatı veriyor. Merkezde Flavio ve Berat’ın oyun yönünü belirleyen pasları ile ön alana top taşımadaki etkinlikleri çok önem kazanıyor. Ekuban ile Nwakaeme’yi kanat forvet olarak kullanıp Djaniny’i santrfor olarak uca yerleştirmek ise son derece hücumcu bir diziliş ve Bakasetas zaten 2021’in en iyi 3 transferinden biri oldu bile…

Kağıt üzerine yazınca ve tek tek bakınca oldukça hücumcu olan bu takımın savunmadaki etkinliği ise başlı başına bir paragraf konusu. En uçtaki Djaniny’nin en arkada rakipten top almak için hamle yapması, işte bu bir Abdullah Avcı takımıdır dedirtmeye yetiyor. Kompakt, birbirine yakın, geçiş oyununu mükemmele yakın yapabilen, yüzü ileriye dönük ve savunma güvenliğini sıkı sıkıya tutan bir takım…

Trabzonspor’un sezon başından 25. haftaya getirdiği resim, çerçevelenip duvara asılasıdır.

ALTAY ETKİSİ

Erol Bulut’a yönelik çok sayıda eleştiri var, kimileri son derece temelsiz ve anlamsız. Öte yandan Erol hocanın takımı fazla bekleyen ve kontratak oyununa yakın, hücumu çok geriden kurarak aslında sarı lacivertlilerin görmek istediği oyun değil.

Ancak ben kendi adıma Erol hocanın bu taktiğinin mantıklı ve anlaşılabilir olduğunu düşünüyorum. Birincisi, elindeki kadro buna çok uygun. İkincisi, rakipler kapandıklarında açmaya çalışmak yerine üzerine çekmek akıllıca. Üçüncüsü, Süper Lig takımlarının büyük bölümü hücuma çıkıp yüklenmeye başladığında geride devasa boşluklar bırakıyor, adeta açık büfe akşam yemeği gibi…

Fenerbahçeliler itiraz ederler, saldıran bastıran takım isterler, haklıdırlar ama Erol Bulut’un uygulamaya çalıştığı taktik, Süper Lig koşullarında güç dengesi ağır basan takım için son derece makul.

Ama bir sorun var, Erol Bulut’un hücum hattı bu oyunu en iyi şekilde uygulasa da merkez oyuncularından istediği verimi alamıyor.

Erol Bulut’un top rakipte planları genel olarak hücumda meyvesini veriyor ama her defasında oyunun tüm yükü Altay’ın üzerine biniyor ve genç kaleci maç başına ortalama en az 5 tane yüzde yüzlük gol pozisyonu çıkarıyor. Yani aslında Fenerbahçe, kendi sahasında savunma setinde başarılı değil, ancak Erol hocanın fikirlerini yenilemek konusunda bu kadar geri durmasının nedeni Altay’ın başarısı oluyor.

Fenerbahçe’nin santrfor yerine forvet tercihi, ancak takım savunmasının çok iyi karşılaması ve beraberinde de geriden ileriye libero topları göndermesi ile işe yarıyor. Eğer siz topu rakibe verdiğinizde bunlar kalenize şut olarak geliyorsa, kalecinizin kurtarıp kurtarmaması, sizin işinize gelmiyor çünkü rakip öndeyken arkasında atabileceğiniz toplardan mahrum kalıyorsunuz.

FATİH TERİM VE KAR

Kar yağışının geleceği günler öncesinden duyurulmuş, hatta İstanbul’un tarihinin en büyük kar felaketlerinden birine dönüşeceği tahmin edilmişti. Bu şehirde en basit hava olayının bile “felaket” haline gelmesi bu kadar normalken elbette elden gelen bütün hazırlıklara rağmen TT Stadı, maç sırasında yer yer balçık haldeydi. Temizlik çalışmaları da zemini olduğundan daha kötü hale getirdi.

Fatih Terim, maça rotasyon kadrosundan, bu zeminde daha verimli olabilecek oyunculardan seçtiği 11 ile çıktı. Dış şutlarda etkili, pastan çok topla gidebilecek ve fiziksel olarak kuvvetli bir kadro sahadaydı. Daha maçın ilk 5 dakikasında 3 yüzde yüzlük gol pozisyonu ve Kerem’in golünü getiren yüksek baskı, zemin daha kötüye gitmeden öne geçme fırsatını verdi.

“Bu tür şartlarda taktik analiz olmaz” klişesini taca çıkartan Fatih hoca, aslında oldukça iyi hazırlanmıştı, ilk yarıda 12 isabetli şut ve oyunu mümkün olduğunca orta sahaya yıkmak, bu zeminde akıllıca hamlelerdi.

Öte yandan kendi oyuncularının hata yapmamasını nasıl sağlayacaktı? Sonuçta saha koşulları hata affetmeyecekti, iki taraf için de…

Galatasaraylı futbolcular Kasımpaşalı rakiplerine yakın pres uygulayarak top kullanmalarına izin vermemeye çalışırken, zemin azizliğinden gelen top kayıplarıyla da boğuşmak zorunda kaldılar. Kendi hatalarından da kalelerinde beraberlik golünü gördüler.

Bu maç özelinde oyuncu performansını konuşmak elbette zor. Ancak Galatasaray’ın yeni transferleri Yedlin ve Gedson Fernandes kadar merkezde Taylan’ın yerinde oynayan Etebo’nun rakip üzerinde yeterince baskı kuramaması, özellikle ikinci yarıda Terim’in hesapladığı miktarda baskı kurulmasını da engelledi diyebiliriz. Mostafa Mohamed’e ise top aktarmakta oldukça zorlandılar.

Beraberlik Kasımpaşa’ya direnç getirdi, Galatasaray maçın son bölümlerinde rakip sahada hareket etmekte zorlandı. Fatih Terim’in, bu sahada Onyekuru hamlesini görünce oluşan soru işareti, 87’de kaleci Ertuğrul’un müdahalesiyle penaltıya dönüşünce ortadan kalktı. Fatih hoca acaba Onyekuru’nun Kasımpaşa’yı hataya zorlayarak avantaj yaratabileceğini mi tahmin etmişti?

Söz konusu Fatih Terim olunca, her şey ihtimal dahilindedir.

GHEZZAL’IN GOLÜ

Kar altında geçen bir diğer maç, Ankara’nın kuru soğuk ve tipiye dönen klasik bir kış öğleden sonrasında oynanan Gençlerbirliği-Beşiktaş maçıydı.

Karşılaşma temizlenmiş ama ağır bir sahada başladı ve yeşil yerine beyaza bürünmüş bir zeminde tamamlandı. Bu saha geçişleri de elbette maçı oldukça etkiledi.

Ghezzal’ın muazzam golü (sezonun en iyi gollerinden biri olmaya aday, özellikle zorluk derecesini düşünürsek), Beşiktaş’ı erken öne geçirdi. Ardından Ljajic ve Larin’in şutlarında isabet sağlanabilmiş olsaydı, muhtemelen maç henüz ilk çeyreğine gelmişken tamamlanmış sayılabilirdi.

Bu tür zor saha koşullarında yakaladığınız pozisyonları gole çevirmek çok önemli. Çünkü, bir öncesinde Galatasaray maçında da gördüğümüz gibi, ağır zemin hataya çok açık hale gelir. Gereksiz ve kritik bir top kaybı golle sonuçlanabilir ve tedavisi de mümkün olmayabilir.

Gençlerbirliği’nin, ilk devrenin son bölümünde hareketlenmesi, özellikle bu dakikalarda maçı oldukça karıştırabilirdi. Hem savunmada zayıfladığı anları Beşiktaş değerlendirebilir hem de Gençlerbirliği gol pozisyonuna dönebilirdi.

İkinci yarı direkt tipi ve kar altında başladı ki hava muhalefeti de maça fazlasıyla yansıdı. Karşılaşma orta alan mücadelesine dönüşürken, oyuna dahil olan Cenk Tosun, çok sayıda kaleci ile karşı karşıya fırsatı yakaladı. Ancak kaleci Nordfeldt, bu kadar teknik bir oyuncunun çok yakından vuruşlarında, zeminin kötüleşmesine rağmen geçiş vermedi. Ta ki 89’a kadar… Bu kadar yalnız başına bırakılmış bir kalecinin yanlış bir reaksiyon hatasını kurtaracak kimse olmaması ise golün asıl yüzüydü. Uzatmalarda ise yine Cenk Tosun sahnedeydi.

Beşiktaş’ı izlerken, her defasında Sergen Yalçın’ın oyun sistemine bu kadar bağlı kalmasına şaşırdığımı eklemeliyim, her şeye rağmen inandığı planlardan vazgeçmiyor ve futbolcularının da mutlak oyun disiplininde olmasını bekliyor.

Futbolculuğuna ilk gününden son gününe kadar tanıklık etmiş biri olarak, kırk yıl düşünsem, bu kadar disiplinli ve statik bir teknik adam olacağı aklıma gelmezdi. Her daim bir şekilde inandığı oyunda haklı çıkıyor olması ise hikayenin bir başka bölümü…

GÜNÜN ÖNEMLİ HABERLERİ

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

Oley.com
© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya