SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

SÜPER LİG PANORAMA: Yolun yarısı…

Süper Lig'de henüz yolun yarısını geçtik. 21 haftalık yarı maratonu 4 büyükler yükselen performanslarıyla bitiriyorlar ama ikinci yarı hayal gücümüzün sınırlarını zorluyor.

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
SÜPER LİG PANORAMA: Yolun yarısı…

Süper Lig’in ilk yarısını tamamladık. Tarihin en uzun maratonu olacak olan bu zorlu süreçte henüz yolun yarısına geldik. Düşününce, o kadar çok şey o kadar hızlı değişti ki, bundan sonrasında neler yaşanabileceği hayal gücümüze bile büyük geliyor.

İşte 21. haftanın panoraması…

YÜKSELİŞ

Gençlerbirliği, Trabzonspor maçına, son haftalarda üst üste kalesinde çok gol görmenin etkisiyle savunmaya çekilerek başladı. Amaç elbette golü engellemekti ve Trabzonspor her ne kadar hücumda olsa da pozisyon üretmekte zorlandı.

Öte yandan, bu kadar defansif düşünerek oynamak, hataya da davetiye çıkarır. Gençlerbirliği, defansını ikinci bölgeye kurmuştu. Topu alıp hızlı ataklarla kaleye gidecekti. Ancak Trabzonspor’un arka sarkabildiği ilk atak da gole dönüştü.

Geriye düşmek, Gençlerbirliği’nin ikinci yarıya daha hücuma dönmesinde etkili oldu. Stancu oyuna girdi ve ev sahibi için daha fazla mücadele, daha fazla oyun sahneye konacaktı.

Trabzonspor ise Abdullah Avcı yönetiminde savunmada daha disiplinli, daha organize bir ekibe dönüştü. Her ne kadar rakip boş alanların arasında hareket edebilse de Trabzonspor defansını geçme şansı olmadı.

Avcı’nın talimatlarının başında, savunmada ya da hücumda olsun, her zaman oyuncularının birbirleriyle iletişim halinde olması, birbirlerini görmeleri ve yardımlaşmaları gelir. Bu kompakt yapı da hem gole giden yolda bordo mavililerin önünü açıyor hem savunmada rakibin işini zorlaştırıyor. Uğurcan’ın da kalede hatasız oynaması, yenilen gol sayısını düşürmeye yetiyor.

Elbette Trabzonspor’un elinde Ekuban, Djaniny, Nwakaeme gibi hem atletik hem teknik hem de gol vuruşu çok isabetli oyuncular olunca, oyun planlarını onların üzerine kurabildiğinizde golleri de bulabiliyorsunuz.

Her anlamda Trabzonspor önemli bir yükseliş grafiğinde ve işin daha da güzel tarafı bu durum skora yansıyor.

ÇIKARSAN YENİLİRSİN

İlk yarısı görece dengeli, topu her iki kaleye de yaklaştığı, ancak iki takımın da savunmalarının son çizgiye yaklaşmak yerine rakibini ileride tutmaya çalıştığı bir karşılaşma oldu. Bu oyun aslında santrforsuz oynayan Galatasaray’ın işine de geliyordu. Çünkü Yeni Malatyaspor ileri çıktığında savunma fazla yaklaşmıyor ve geride önemli koşu alanları kalıyordu.

Maçın ilk yarısında iki takımın da pozisyonları oldu. Arda Turan ile Galatasaray adına en fazla öne çıkan isimdi. Özellikle topu dağıtma, boş alana aktarma ve takım arkadaşlarını yönlendirme anlamında.

Ancak ikinci yarı çok farklı başladı. Galatasaray’ın yoğun baskısı, karşılaşmayı tek kaleye çevirdi. Galatasaray defans hattı dahil olmak üzere rakip yarı sahanın ortalarına kadar geldi. Top sürekli Galatasaray’da kaldığı gibi dönen toplar da hem Taylan hem Marcao ile pozisyon tazelemede kullanılabiliyordu. Neredeyse Muslera’yı 1 belki 2 kez görebildik.

Aslında bu resim Galatasaray’ın skor üretmesini neredeyse imkansızlaştırdı. Emre Akbaba ve Ryan Babel çift santrfor gibi rakip ceza sahasının ortasında bekleyip kanatlardan ve merkezden gelecek topları beklediler.

Bu iki oyuncu da maç boyunca eleştirilmiş olsalar da bir gerçeği unutmamak gerekiyor; Galatasaray’ın bu maçta santrforu yoktu.

Sahada kanat ve orta saha oyuncularından oluşan bir karma vardı. Rakip ceza sahasına ne kadar top aktarılırsa aktarılsın, bunları kaleye gönderecek tek vuruşları yapmak için santrfora ihtiyacınız var.

Emre Akbaba ile sahte 9 ve Ryan Babel ile santrfor oynayabilirsiniz, ama bu iki oyuncunun bu planları oynayabilmeleri için geniş alanlara ihtiyaçları olduğunu unutmamalısınız. Rakip ceza sahasının içinde, çevresini saran defans oyuncularının arasında topu almak ve son vuruş yapmak, her ikisinin de harcı değil.

Yeni Malatyaspor’un ikinci yarıda kendi sahasına kapanması, Galatasaray’ın tüm planlarını bitirdi. Ne zaman ki maçın son dakikalarına doğru Yeni Malatyaspor topla Muslera’yı ziyarete gitti, o zaman boş alan oluştu ve Babel’in de golü geldi. Galatasaray’a bir anlık boşluk yetti.

ADRESE TESLİM

Beşiktaş’ın son haftalardaki coşkulu, baskılı ve vitesi bir anda yükseltebilen güçlü form grafiği, siyah beyazlıları her takım için zor bir rakibe çevirdi. Bu takıma karşı hücum oynamak son derece riskli. Yapabileceğiniz az karşı çözüm var ve bunlardan biri de kendi sahanızda oyunu kabul edip alan bırakmayarak disiplinli olmak ve hızlı ataktan gol çıkarmaya çalışmak.

Göztepe de öyle yaptı ama oyuncu kalitesi açısından son derece sıkıntılı olan İzmir ekibinin ilk yarıda gol yememiş olmasının sebeplerinden biri forvet oyuncularının çevre kontrolünü yapamaması, ofsaytta yakalanmaları ya da dikkatsizlikleriydi.

Savunmasında sorunlar yaşasa da hızlı ataklarda başarılı olan Göztepe golü buldu ve ilk yarıyı 1-0 önde tamamlayacak kadar şanslıydı.

Açıkçası Beşiktaş, oyunun hiçbir bölümünde, berabereyken de yenik durumdayken de, maçı kaybedecek bir görüntü çizmedi.

İkinci yarıya başlarken Ljajic’in oyuna dahil olup Mensah’ın çıkması, Beşiktaş’ı bir adım daha ileriye taşıdı, alan olmasa da dar koridorlarda hareket edebilen Ljajic’in erken gelen golü ikinci yarıda skoru eşitledi. Göztepe ise plan değiştirmiş, en güçlü olduğu yer olan kanatlarda topu tutmaya, oynamaya ve daha fazla atak geliştirmeye başlamıştı.

Maçın ilk bölümündeki çekingen Göztepe’nin yerine rakip yarı sahada daha fazla topla oynama amacıyla daha hareketli bir takım sahadaydı. 2-3 çok tehlikeli gol pozisyonu da buldular ama atamadılar. Böyle rakiplere karşı bulduğunuzu atmazsanız, sonuç mağlubiyete dönüşür. Beşiktaş da Aboubakar’ın maç boyunca 3 kez bulduğu %100 gollük pozisyonların dördüncüsünü kaleye göndermesiyle öne geçti.

Maçın kendisi kadar konuşulan isim ise Ghezzal’dı. Hem yaptığı, literatürde “adrese teslim” olarak adlandırılan ortalarıyla maça damgasını vurdu. Eğer Aboubakar biraz daha dikkatli olsaydı, maç daha henüz ilk 20 dakikada Beşiktaş adına en az iki farklı skora ulaşabilirdi. Ghezzal’ın ortalarına, “konum atmak” diyelim, Aboubakar da her defasında biraz erken vardı.

ALAN VE DANS

Fenerbahçe’nin elinde her ne kadar fazlasıyla alternatifli bir kadro olsa da Erol Bulut’un bir dizilişe daha fazla yatkın olduğunu söyleyebiliriz. Thiam-Pelkas-Enner Valencia’nın önünde Samatta, arkasında Ozan Tufan.

Bu diziliş aslında sorunlu, özellikle savunma ağırlıklı oynayan, kapanan, alan bırakmayan rakiplere karşı çözüm üretemiyor çünkü bu oyuncuların hepsi açık alan oyuncusu, Samatta dahil. Temelde de Samatta’ya top ulaşmıyor olmasının nedeni, rakibin hücumcuların önüne set çekerek santrforu yalnız bırakması.

Kayserispor’un maç öncesinde nasıl oynayacağını düşünürdünüz? Savunma! Önce durdur, sonra geride boşluk yakalayıp vur. Ancak hiç de öyle olmadı. Kayserispor, üstelik baya kalabalık olarak hücuma çıkma çabasındaydı.

Bu sahnenin oldukça sıkıntılı sonuçları olabilirdi, ancak Fenerbahçe’nin sezon başından bu yana sürekli yükselen savunma disiplini, rakibi kesen hem bireysel hamleli müdahaleler hem de takım olarak kurulan baskı, Kayserispor’u duvara çarptı.

Fenerbahçe savunmasından seken tüm toplar hücumda atağa dönüştü. Kayserispor’un alanındaki devasa boşluklarda, açık alan oyuncuları olan hücum orta sahası neredeyse dans edebilirdi ki bu sezonun en estetik paslarını, en şık çalımlarını ve üçgenleri izledik. Elbette kırılan pas rekoru da alandan kaynaklanıyordu.

Kayserispor, neredeyse, Fenerbahçe’ye karşı nasıl oynanmaz dersi verdi, sarı lacivertliler de bu fırsatı resitale çevirdi.

 

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya