SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

SÜPER LİG PANORAMA: Kurtarışlar

9. hafta geride aldı ve bize hikayeleri olan maçlar bıraktı. Alanyaspor'un liderliği sürerken şampiyonluğun doğal adayları vites yükseltmeye başladılar.

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
SÜPER LİG PANORAMA: Kurtarışlar

Süper Lig’in 9. haftası, ilginç hikayeleri olan maçlara sahne oldu. Yeni teknik direktör Ersun Yanal yönetiminde sahaya çıkan Antalyaspor’a karşı oldukça etkili bir futbol ortaya koyan Çağdaş Atan’ın Alanyaspor’u liderliğini ve yenilmezliğini korudu.

Haftanın öne çıkan maçlarında Fenerbahçe ve Trabzonspor’un galibiyetlerinin yanı sıra oynadıkları futbolun hikayesi çarpıcıydı. Beşiktaş’ın Başakşehir karşısında ortaya koyduğu futbol en dikkat çeken performans oldu. Galatasaray ise sezonun en hücumcu futbolunu oynamasına rağmen puan kaybetti.

İşte 9. haftanın PANORAMA’sı…

İRONİK

Ortada 90 dakikalık bir maç varsa, mutlaka konuşulacak bir olay ve anlatılacak bir hikaye olur. Gençlerbirliği-Fenerbahçe maçı, 6 golün atıldığı ve aslında sahada hemen hiçbir şeyin olmadığı, sıra dışı bir karşılaşma oldu. Dakika 60’da hala bir satır bile not tutamamış olmak kesinlikle normal değil.

Şunu da diyemezsiniz, oyun çok durdu! Genelde Süper Lig’in futbol kalitesini faullerin fazlalığı düşürür. Ama bu karşılaşmada faul sayısı Süper Lig ortalamasının o denli altındaydı ki tersinden rekor bile olabilir.

İroniktir ki maç bir rekor daha kırmaya adaydı, en farklı skor…

Bir takımın oyunu ve mücadeleyi yükseltebilmesi için karşısındaki rakibin oyunu ve mücadelesinin sahaya yansıması gerekir.

Fenerbahçe’de de Gençlerbirliği’nde de bunların ikisi de yoktu. İkinci bölgeye sıkışmış paslaşma serileri ve Fenerbahçe’nin rakip kaleye her gidişi gol…

Kurtarışı olmayan bir kaleci, direkten dönen iki top, istese farkı 7-8’e çıkarabilecek bir Fenerbahçe.

Ama ortada oyun yok, mücadele yok, pozisyon yok. 6 gol var, 5’i bir takım tarafından atılmış.

5-1 gibi çok net ve farklı skorlar, böyle yazılmaz, anlatılmaz. Bir takımın hiç mücadele göstermeden 5 gollü bir galibiyet alması, her kaleye gidişinde gol atması, teknik direktörün maç sonunda istedikleri oyunu sahaya yansıtamadıklarını söylemesi…

Neresinden bakarsanız bakın, anormal bir maçtı.

YENİ BEŞİKTAŞ

Beşiktaş’ta değişim, iki oyuncu ile başlamıştı; hücuma yönelik oynamaya başlayan Atiba ve takıma yeni katılan Ghezzal. Onların yükselttiği tempoya Larin’in de katılmasıyla Beşiktaş orta sahası hem arkasını hem ön tarafı oynatmaya başlamıştı.

Ancak milli maç öncesinde başlayan bu değişimin asıl sahaya yansıdığı karşılaşma, Başakşehir maçının ilk yarısı oldu. Mücadele arttı, tempo yükseldi ve Beşiktaş oyunu kontrol eden, pozisyona giren, atak oynayan bir takıma dönüştü.

Pek çok rakip için bu yeni Beşiktaş, karşılanması zor bir takım. Hele ki yaş ortalaması yüksek Başakşehir için…

Öte yandan devre arası olduğunda, Okan Buruk’un kulübeye döneceğini biliyorduk, pek çok zor maçı kulübeden sahaya gönderdiği hücumcularıyla çözmüştü. Bunu yapabilecek bir kadrosu da var.

Sergen Yalçın’ın ise böyle bir şansı yok, sahaya çıkan takımın yarısı zaten eksiklerin yerini dolduran rotasyon oyuncuları ve kulübedeki futbolcular beklentilerin çok altında kaldıkları için forma bulamıyorlar.

Nitekim Okan Buruk’un ilk hamlesi Gulliano ve Chadli oldu. Top Başakşehir’de daha fazla kalmaya başladı, hatta Utku’nun çıkardığı yüzde yüzlük gol pozisyonu da buldular. Ama gol gelmedi, gol gelmedikçe Başakşehir baskısı arttı, 70’te penaltıyla birlikte skor değil ama kazanan belli oldu. 70'e kadar en az hatayla oynayan Beşiktaş savunması skoru elde ettikten sonra yine dağıldı ki bu de Sergen hocanın notlarında yerini bulmuş olmalı. 

Sergen Yalçın’ın kadro, transfer, oyuncu performansı gibi çok sayıda şikayeti vardı, normaldi de. Ama futbolda sahaya çıkan 11’i ve iyi bir planı varsa, bahane yoktur.

HOCAYA GÜVEN

Teknik direktörlük de bir tür yöneticiliktir. Ancak bir şirketi ya da departmanı yönetmeye çok fazla benzemez. Bir şirketteki tüm çalışanlar para karşılığı bu işi yaparlar ve kariyer hedefleri doğrultusunda çalışırlar, yönetici ise takım halinde belirlenmiş hedeflerin başarılmasını sağlamaya çalışır. Aslında, tabir üzerinden hareketle, teknik direktörlük şirket yöneticiliğine benzemelidir, ama pratikte öyle olmaz.

Futbolda oyuncu grubunun duygusal ve mental yapısı kadar, adı üzerinde “hoca”sına ve onun planlarına inanması, performansı etkiler.

Aynı oyuncu grubunun teknik direktör değişmesiyle bir anda farklı bir görüntüye bürünmesi bundandır.

Trabzonspor’un Abdullah Avcı ile çıktığı ilk maçta, BB Erzurumspor karşısında yüksek temposu, etkili baskısı ve rakibe uyguladığı pres, hocanın talimatlarıydı. Ancak mücadele, sürekli algısı açık ve takım arkadaşlarını kollayarak uygun pozisyonları takip etmek, bir oyuncu grubunun mental durumunu anlatır. Abdullah Avcı ile ilk maçta havanın yakalandığını, futbolcularla hocanın fikren uyuştuğunu görmek mümkün. Ancak oyun sistemini oturtmak zaman alır ki hoca da şu an için böyle bir çabaya girmek yerine önce oyuncularının içindeki coşkuyu ortaya çıkarmaya odaklanmıştı.

Buraya kadar iyi ancak Trabzonspor’un çok ciddi sorunları var. İkinci bölgede hücum kurmaya çalışırken kaptırılan toplar, savunmanın müdahalelerinin çok kritik olması, rakibe çok tehlikeli atalar kazandırdı. Daha önemlisi ise Erzurumspor’un Trabzonspor’un yarı sahasına çok kolay yerleşebilmesiydi. Trabzonspor kalibresindeki takımlar, yani doğal şampiyonluk adayları, kendi ceza sahalarında rakibin set hücumuna yerleşmesine izin vermezler, vermemelidirler. Erzurumspor’un, Trabzonspor’dan daha fazla tehlikeli pozisyon bulması ise tüm bunların sonucuydu.

Zorlansa da kazanmayı başardı Trabzonspor, sıkıştığında sorunları çözmeye çalıştı, savunmada paniklemeden çıkabildi, bu sezonun en iyi Erzurumspor performansına rağmen tehlikelerini savuşturabildi.

KLİŞELERİ SEVERİZ

Kayserispor karşısına, ana kadrosundan çok sayıda eksikle çıkan Galatasaray, daha maçın ilk dakikasında hücuma başladı ve özellikle ilk 45 dakikanın neredeyse tamamı konuk ekibin kalesinde geçti. Sarı kırmızılılar hücumun her türlü alternatifini denedi; ceza sahası içinden, ceza sahası dışından, son çizgiye inip içeri dönerek, kenardan, uzaktan, kornerden… Hemen her türlü gol vuruşunu denediler.

İlk yarıda Lung, onun sakatlanmasıyla ilk yarının son dakikasında oyuna giren İsmail Çipe kurtarışlarıyla gole izin vermediler. Ta ki penaltıya kadar… Diagne’nin penaltısı, maçın olacağına varması gibiydi, bu denli içeriye gömülü oynayan takımların oyuncularının eninde sonunda hata yapması yüksek ihtimaldir.

Galatasaray, 1-0 öne geçti ama maç boyunca savunmada kalan Kayserispor’un penaltının ardından kaleye çektiği ilk şut ağlarla buluştu.

Futbolda klişeleri severiz.

Galatasaray’ın golü “bu kara dağ dayanmaz”ken Kayserispor’un golü “atamayana atarlar” özlü sözüyle tabir edilebilir.

Kadrodaki eksikler nedeniyle genç oyuncularını sahaya süren Fatih Terim, golü bulabilmek için kulübeye döndü. Son dakikaları, gol yemedikçe direnci artan 10 kişi kalmış rakibini mağlup etmesi zorlaştı. Çok şut, çok atak ve çok pozisyon golü getirmiyor. Mücadele yüksekti ve Galatasaray’ın sayısız hücumuna rağmen verimli olmadığını bize skor tabelası gösterdi.

Maçın ardından, ilk kez Galatasaray forması ile Süper Lig maçına çıkan gençlerden birinin, kaleciyi geçip golü atacak vuruşu yapabilmiş olsaydı, çok başka bir yazı yazacak olduğumuz gerçeği de karşılaşmanın son klişesiydi. 

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya